Kahve Nedir

Kahve Nedir?

Kahve, kökboyasıgiller (Rubiaceae) familyasının
Coffea cinsinde yer alan bir ağaç ve bu ağacın
meyve çekirdeklerinin kavrulup öğütülmesi ile
elde edilen tozun su ya da süt ile karıştırılmasıyla
yapılan içecektir. Günlük tüketimi 2024’te
2 milyar fincan olarak tahmin edilmiştir.

Kahve, beyaz ve kokulu çiçeklerle sahip,
kirazı andıran kırmızı meyvesinin içinde
iki çekirdek bulunan, dikildikten yaklaşık
3 yıl sonra meyve vermeye başlayan ve
30-40 yıl boyunca aralıksız meyve veren bir ağaç türüdür.
Doğal haline bırakıldığında 8-10 metreye kadar uzayan ağaç,
meyvelerin kolay toplanabilmesi için sürekli budanarak
4-5 metre uzunluğunda bir çalı boyutunda tutulur.
Kahvenin defne yaprağına benzer derimsi ve
kenarları dalgalı kışın dökülmeyen koyu,
parlak ve sivri uçlu yaprakları vardır.

Kahve ağaçları bol yağış alan, ortalama sıcaklığın
18-24°C arasında bulunduğu ve don olayının görülmediği,
ekvatorun 25 Kuzey’i-30 Güney’i arasındaki kuşakta yetişir.
Soğukta ağaç ölür, ayrıca ani ısı değişiklikleri de
ağaca zarar verir. Nemli ortamı sevdiğinden,
kahve ağacının düzenli yağışın olduğu tropik bölgelerde
yetiştirilmesi gerekir. Doğada pek çok yetişen türü
olmasına rağmen yalnızca Coffea arabica ve
Coffea robusta adındaki türlerin tarımı yapılmaktadır.

Kahvenin Tarihi

Kahve bitkisinin kökeninin Afrika’ya dayandığı,
içecek olarak kullanımının ise ilk kez
Güney Arabistan’da gerçekleştirildiği düşünülmektedir.
Kahve kültürünün gelişimi Arap dünyasında gerçekleştiğinden,
günümüzde tüm dünyada yaygınlık kazanmış olan bu kültürün
başlangıcına inmek için genellikle Arap edebiyatına
müracaat edilmektedir.

On yedinci yüzyılda Venedikli tüccarlar yolu ile Avrupa’ya taşınan kahve,
kısa zamanda kıtaya yayılmıştır. Amerika, Asya ve Afrika kıtalarında
gerçekleştirilmiş Avrupa koloniciliği sonucunda dünyanın
çeşitli yerlerinde kahve plantasyonları kurulmuş,
kahve dünyada geniş çapta tüketilen bir içecek halini almıştır.
Kahvenin günümüzde Brezilya, Vietnam ve
Kolombiya başta olmak üzere tropikal iklimli ve yükseltili bölgelerde
ağırlıklı olarak tarımı yapılmaktadır.

Kahve bir içecek olarak toz haline getirilmiş
kahve tanelerinin demlenmesi ile oluşturulur,
ancak filtreleme, öğütme boyutu, demleme süresi,
su sıcaklığı ve miktarı gibi değişik faktörler
farklı içecekler oluşturur. Günümüzde bir çeşit
filtrelenmiş kahve olan Espresso ve türevleri
başta olmak üzere dünyada pek çok kahve çeşidi
tüketilmektedir. Kahve içerdiği kafein maddesinin
uyarıcı niteliği yüzünden dikkat artırıcı ve
uyanık tutucu özelliğe sahiptir.

Kahve’nin anavatanı olan Etiyopya’nın yüksek yaylaları,
yabani kahve bitkisinin doğal olarak yetiştiği bölgelerde
yerli halk bu bitkinin tanelerini un hâline getirip
bir çeşit ekmek yapıyordu. Meyveleri kaynatıldıktan sonra
suyu içilmek suretiyle tıbbi amaçlı kullanılıyor ve
“sihirli meyve” olarak adlandırılıyordu.
Kahve, ünüyle birlikte hızla Arap Yarımadası’na yayıldı ve
300 yıl boyunca Habeşistan’da keşfedilen yöntem ile
içilmeye devam edildi. 14. yüzyılda ise yepyeni bir keşif ile
ateşte kavrulan kahve çekirdekleri, ezildikten sonra
kaynatılarak içime sunuldu. Kahve’yi ilk olarak işleyip
içmeye başlayan Yemen’deki Sufi tarikatıdır.
Buradan 1470’li yıllarda Aden’de, 1510’da Kahire’de
1511’de Mekke’de görülmüştür.

Osmanlıda Kahve Kültürü

Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1520-1566)
Yemen Valisi Özdemir Paşa, Yemen’de içtiği ve
çok sevdiği kahveyi İstanbul’a getirmiştir.
Kahve, kısa zamanda itibarlı bir içecek olarak
saray mutfağında yerini aldı ve büyük ilgi gördü.
Saray görevleri arasına “kahvecibaşı” adında
bir de rütbe eklendi. Padişahın ya da bağlı olduğu
devlet büyüğünün kahvesini pişirmekle görevli olan
kahvecibaşı, sadık ve sır tutmasını bilenler
arasından seçilirdi. Osmanlı tarihinde
kahvecibaşılıktan sadrazamlığa yükselenlere bile rastlandı.

Saraydan konaklara ardından evlere giren kahve,
İstanbul halkının kısa sürede tutkunu olduğu
bir lezzet hâline geldi. Satın alınan çiğ kahve
çekirdekleri tavalarda kavrulup, dibeklerde
dövüldükten sonra cezvelerde pişiriliyordu.

1554 yılında İstanbul’da Tahtakale’de
iki Suriyeli Arap ilk kahvehaneyi açmışlardır.
O zamanlar kahvenin faydalı olup olmadığı
tartışma konusudur. Kendinden önceki şeyhülislamların
aksine Bostanzade Mehmet Efendi kahvenin haram olmadığını,
hatta faydalı olduğuna dair fetva vermiştir.

Osmanlı tarihinde kahve dört dönem yasaklanmıştır.
Bunlardan birincisi Kanuni Sultan Süleyman’ın
kahveyi yasakladığı dönemdir. Kahveyi yasaklamasının amacı
kahvehanelerin dedikodu ortamlarına dönüşmesinin önüne geçmektir.
Şeyhülislam Bostanzade Mehmet Efendi’nin fetvasıyla
yasak kaldırılmıştır. İkinci kahve yasağı III. Murad döneminde
gerçekleştirilmiştir. Fakat bu yasak kahve tüketimini
azaltamamış çünkü III. Murad’ın kararıyla kahvehaneler kapansa da
kaçak kahvehaneler açılmıştır. Durumun devlet büyükleri tarafından
fark edilmesinin ardından da din bilginleri bunun kaldırılmasını
rica etmiş ve yasaklar padişah tarafından 1587 yılında kaldırılmıştır.
Bu dönemde kahve henüz her eve girecek kadar yaygın olmasa da
belirli merkezlerde sevilerek tüketilen bir içecek hâline gelmişti.
Bu nedenle yasakların kalkmasıyla kahvehane sayıları da artmıştır.

1606 yılından 1611 yılına kadar I. Ahmed döneminde
kahve ile birlikte keyif verici maddeler yasaklanmıştır.
Hatta kahve uyuşturucu madde olarak sayılmış ve
içilmesinin caiz olmadığı söylenmiştir.
Osmanlı Dönemi’ndeki en caydırıcı ve katı kahve yasağı
IV. Murad döneminde getirilmiştir. Bu dönemde
sadece kahve değil; tütün, şarap, afyon benzeri
keyif verici tüm maddeler yasaklanmıştır.
Kahvehaneleri kapatan padişah neden olarak da
kahvehanelerin İstanbul’da büyük yangınlara
sebep olmasını göstermiştir. Bu yasakların
en katı tarafı ise, uymayanların idam edilmesiydi.

Kahve yasaklarının bir miktar hafiflemesi ise
IV. Mehmed döneminde olmuştur.
Âlimler “Kömürleşmemiş oranda kahve haram değildir.”
şeklinde fetva verdikten sonra, kahve tüketimi
yeniden yaygınlaşmıştır. 1826 yılında,
Yeniçeri Ocakları’nın kapatılması sırasında
kahvehaneler de kapatılmış fakat kahve içilmeye
devam edilmiştir. Son yasaklar da yeni yasa çıkarılarak
1830 yılında kaldırılmış ve
kahve özgür bir şekilde tüketilmeye başlanmıştır.

Kahvenin Dünyaya Yayılışı

İstanbul’a gelen Venedikli tacirler, çok sevdikleri
bu içeceği Venedik’e taşıdı. Böylece Avrupalılar
kahveyle ilk kez 1615’te tanışmış oldu.
Önceleri limonata satıcıları tarafından sokaklarda
satılan kahve, 1645’te açılan İtalya’nın ilk kahvehanesinde
yerini aldı. Kısa zamanda sayıları hızla çoğalan
bu kahvehaneler de diğer pek çok ülkede olduğu gibi
özellikle sanatçıların, öğrencilerin ve her kesimden
halkın bir araya gelerek sohbet ettikleri
en gözde yerler oldu.

Kahve Paris’e 1643, Londra’ya 1651’de ulaştı.
Avrupalılar dünyanın çeşitli yerlerinde
kahve plantasyonları kurdular.
Endonezya’nın Cava adasında 1712 yılında kahve tarımı başladı.
Hollanda Cava ve Doğu Hint Adaları’nda,
Fransa Antiller’de kahve yetiştirdi.

Kahvenin Tarihi

Kahvenin Tarihi

Kahve içmek, günümüzde neredeyse hepimizin
en büyük hobilerinden biri haline geldi.
Enerjimizi artırmak, uykumuzu gidermek veya
yalnızca tadından hoşlandığımız için,
bir şekilde hepimiz kahve içiyoruz.

Peki hiç düşündünüz mü? Kahveyi ilk olarak
kim keşfetti ve günümüzde en çok tüketilen
gıdalardan olan kahve nerede ortaya çıktı?

Kahvenin Kökeni

Kahvenin ilk olarak kim tarafından nerede
keşfedildiği tam olarak bilinmese de
hakkında çıkan rivayetlerden en kabul görenine göre
kahve ilk olarak Etiyopya’da ortaya çıkmıştır.

Etiyopya’da keçi çobanlığı yapan Kaldi,
keçilerinin belirli bir ağacın meyvelerini yedikten
sonra oldukça enerjik olduklarını fark etmiştir.

Kaldi, bu “enerjik” meyvenin etkilerini
bölgedeki derviş ile paylaşmış ve kahvenin yani
“enerjik meyvelerin” etkisi bölgede
hızla yayılmaya başlamıştır.

Henüz ne olduğu tam olarak bilinmeyen
hatta ismi bile konmayan bu meyvelerin şöhreti
doğuya doğru yayıldıkça “kahve” ismi ortaya çıkmıştır.

Kahve Kelimesinin Kökeni

Kahve kelimesinin nereden geldiği ile alakalı
iki iddia bulunmaktadır: İlki Kahve ağacına
adını veren “Coffea” kelimesinden,
diğeri ise Arapça’da iştahı kesildi
anlamına gelen “-kahiye” fiilinden.

Ayrıca kahvenin ilk ortaya çıktığı yer
olarak bilinen Etiyopya’daki, Kaffa bölgesinin de
kahveye ismini verdiği iddia edilmektedir.

Kahve Kültürünün Yayılması

Peki hiç düşündünüz mü? Kahveyi ilk olarak
kim keşfetti ve günümüzde en çok tüketilen
gıdalardan olan kahve nerede ortaya çıktı?

Etiyopya’dan ortaya çıkan bu “sihirli meyve”nin
ünü hızla yayılmış ve 15. yüzyılda Yemen’e kadar ulaşmıştır.

Afrika kıtasından, Arabistan Yarımadasına gemilerle
götürülen kahvenin ilk vardığı liman şehri olan “Mocha”,
kahvenin yayılmasıyla popülerlik kazanmıştır.

Kahve Yemen’de yetiştirilmiş; Mısır, Türkiye ve
Pers coğrafyasında hızla yayılmıştır.
Bilgilerin paylaşıldığı ve dinlendiği bir
sosyal aktivite yeri olan Kahvehaneler açılmıştır.

Dini sebeplerden dolayı alkol tüketiminin yasak olması
kahveye olan ilgiyi artırmıştır.
Hatta yabancılar “ The Wine of Araby” yani
“Arapların Şarabı” olarak kaynaklarında kahveden bahsetmişlerdir.

Osmanlıda Kahve Kültürü

Kanuni Sultan Süleyman zamanında (1520-1566),
Yemen Valisi Özdemir Paşa çok sevdiği kahveyi
İstanbul’a getirmiştir.

İstanbul’a gelmesiyle birlikte popülerlik
kazanan kahve, Saray mutfağında da yerini almış ve
Kahvecibaşı rütbesinin eklenmesini sağlamıştır.

Osmanlı tarihinde 4 kez yasaklanan kahve,
evlerde çiğ kahve çekirdeklerinin tavalarda kavrulup,
dibeklerde dövüldükten sonra, cezvelerde pişirilip,
telvesi ile birlikte tüketiliyordu.

Kahve içeceği, Osmanlı Kültürü ile özdeşleşmiş ve
oldukça itibar görmüştür. Türk misafirperverlik
anlayışının kahve ile birleşmesi sonucunda
kahve ilk kez yanında su ile tüketilmiştir.

Bu sunum ile Türkler, ilk olarak suyu içenin
karnının aç olduğunu, ilk olarak kahveyi içenin ise
karnının tok olduğuna dair bir anlayış geliştirmişlerdir.

Aynı zamanda “bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır”
gibi özlü sözler dillerde yer edinmiş ve böylelikle
kahve Türk Edebiyatına katkıda da bulunmuştur.

Kahvenin Avrupa Yolculuğu

İstanbul’da ilk kez kahveyi tecrübe eden
Venedikli tacirler, kahvenin mucizesine
tanık olmuşlar ve bu içeceği 1615’te Venedik’e
taşımışlardır. Böylelikle Avrupalılar
ilk kez kahveyle tanışmışlardır.

Önceden seyyar satıcıların sattığı kahve,
1645’te İtalya’da açılan ilk Kahvehanede yerini almıştır.

Sosyal aktivite ve etkileşim yeri olan Kahvehaneler,
zamanla her kesimden halkın buluştuğu ve
sohbet ettiği gözde yerlerden biri haline gelmiştir.

Kahvehanelerin yayılmasıyla birlikte diğer
Avrupalı ülkeler de bu mucizevi içecekle tanışmışlardır.
Kahve Paris’e 1643’te, Londra’ya ise 1651’de ulaşmıştır.

1