Dişi Beyin ve İnsanın Evrimi

Dişi Beyin ve İnsanın Evrimi

İnsan türünün evrim geçirerek bugünlere
gelmesini sağlayan muhtemel insansı primatlar,
bir şempanze türü olan bonobolardır.

Bonoboların yoğun bir cinsel hayatları vardır ve
insanlar gibi yüz yüze seks yapabilirler.

Bonobolar güvenlik ve beslenme amacıyla,
vakitlerinin yarıdan fazlasını ormandaki ağaçlarda
geçirirler. Ağaçlardaki meyveleri yerler ve
vahşi hayvanlardan korunmak için de ağaçlarda yaşarlar.

Milyonlarca yıl önce, gruplar halinde,
Sahraaltı Afrika‘sındaki ormanlarda
yaşayan bonoboların bir kısmı, zorunlu bir sebepten,
(orman yangını ya da kuraklık)
yaşadıkları ağaçları terkedip, yerde yaşamak
zorunda kaldılar. Sadece bir kısmı, çünkü
bonoboların soyları henüz tükenmedi, hayattalar.

Yerde yaşamak zorunda kalan bonoboların bir kısmı,
yüzbinlerce, belki milyonlarca yıl içinde,
insanın türediği insansılara evrildiler.

Bu evrilme dişi beyin sayesinde, yani cinsellik
üzerinden oldu. Güçlü orgazm olabilen bazı bonobo
dişilerinin beyin korteksinde yeni sinir hücreleri
oluştu ve bu oluşan yeni nöronlar, bonoboların
beyin-el koordinasyonunu artırdı. Bu da onların yerde
yaşarken ellerini kullanarak av aletleri
yapabilmelerini sağladı. Bu av aletleriyle
otçulları avlama becerisi geliştirdiler ve
et yemeye başladılar.

Dişi beyninin korteksinde, erkek beyninden
farklı olarak, güçlü orgazm sırasında,
bir takım fizyolojik, nörolojik ve kimyasal
aktiviteler olur. Bu aktiviteler de
beyin korteksinde yeni sinir hücreleri,
nöronlar oluşmasına yol açar.

Ayrıca insan türünde, kadın doğayı temsil
ettiği için, seksüel rahatlama, kadının
dokularını ve hücrelerini yenilemesini sağlar.

Bu yeni oluşan sinir hücrelerine, beyin korteksinde
yer açmak isteyen, yüzeyini büyütmek isteyen dişi beyin,
kafatası ve kafatası kemiklerinin engeline takılır.
Beyin de bu yeni sinir hücrelerine yer açmak için,
içeri doğru kıvrılır ve kendine yüzey yaratır.

Tabi bu cinsellik üzerinden değişen dişi
bonoboların beyin korteksi, genetik olarak
doğurdukları bebeklere de yansıdı ve onlar da
beyin kortekslerinde daha fazla sinir hücresiyle
doğdular. Bütün dişi bonoboların güçlü orgazm
olması da gerekmiyor. Mendel’in bezelye deneyini
hatırlayın. 100 dişi bonobonun içinden, 4-5 tane
dişi bonobonun güçlü orgazm olması yeterli,
türün evrim geçirebilmesi için.

Yüksek nitelikli protein barındıran et sayesinde,
insansıların çene kemikleri küçüldü ve
kafatası kemikleri büyüdü.
Kafatası ile çene arasında, negatif bir
korelasyon vardır. Çene küçüldükçe, kafatası büyür.
Çene büyüdükçe, kafatası küçülür.
Bu da kafatasının içinde beyne daha büyük bir
alan sağladı, beynin hacmi ve kütlesi zamanla büyüdü.

İnsansılar ateşi kontrol etmeye başladıklarında,
eti pişirerek yediler ve bu da etin ağızda
başlayan sindirimini kolaylaştırarak,
çene kemiklerinin küçülmesine sebep oldu.

Ateşi kontrol etmeden önce de eti çiğ olarak tükettiler.
Ama çiğ et yemek, güçlü büyük bir çene, güçlü çene
kasları ve büyük köpek dişleri gerektirir.

İnsansılar bu yüzden çiğ eti sindirebilmek için,
eti yemeye başlamadan önce, bir taşla, yiyecekleri
eti bir kaya üzerinde iyice ezip-dövüp,
kıyma kıvamına getirdiler ve bu sayede eti
çenelerini yormadan yiyebildiler.

Milyonlarca yıl içinde, orgazm sonucu beyin korteksinde
yeni hücreler oluşturan dişi beyni, insansıların
beyne bağlı güçlü bir sinir sistemi oluşturmasının
önünü açtı ve bu sayede, insansıların omurgaları
yavaş yavaş doğruldu. Bu da insanın türediği insansıların
iki ayak üzerinde durmasını, yürümesini ve
koşmasını sağladı. Yani bu güçlü sinir sistemi,
insansıların motor becerilerini geliştirdi.
Tabi yüksek nitelikli protein barındıran etin,
beslenmeye olan katkısını da unutmamak lazım.

Yani insansı önce ayağa kalkıp, sonra elleri
boşta kaldığı için, ellerini kullanmaya başlamadı.
İnsansıların ayağa kalkması, yüzbinlerce hatta
milyonlarca yıl içinde, yavaş yavaş,
beyin kortekslerinin gelişip, güçlü bir
sinir sistemine ve motor becerilere
sahip olmaları sayesinde oldu.

Yani insanlık olarak evrimimizi, bugünümüzü,
uygarlığımızı, dişi beynin yeni sinir hücreleri,
yeni nöronlar oluşturabilme yeteneğine borçluyuz.

“I am the woman,
In the window.

See the children,
Playing..

Soldier, sailor
Young man, on your way.

To the summer,
Swimming pool.

Can you see me, standing?
In my window,
Can you hear me, Laughing?

1